Babasini Erzincan depreminde kaybetti
Çevresindekiler ona Ali Baba diyor. 1935'te Erzincan Ulular Köyü'nde dogdu. Babasi Ali Bey'i 1939 Erzincan depreminde kaybetti. Sazi katildigi cemlerde ögrendi. 12 yasinda Istanbul'a gelip amelelik yapti ama sazi elinden hiç birakmadi. TRT'de Alevi semahlarini, deyisleri ilk seslendiren sanatçi oldu. Halen TRT repertuvarinda 54 arsiv kaseti mevcut.
'Haydar Haydar', 'Gönül gel seninle muhabbet edelim', 'Böyle ikrar ile böyle yol yolunan', 'Derdim çoktur hangisine yanayim' gibi yüzlerce türküyü hayatimiza kazandiran Ali Ekber Çiçek, hem sesiyle hem saziyla Türk halk müziginin yasayan efsanesi.
Sevgiden, acidan, ayriliktan, zulümden, yoksulluktan, gamdan ve kederden süzülerek çikti eserleri ortaya.
Çevresindekilerin deyisiyle 'Ali Baba'yla oturduk, geçmisten bugüne uzun ince bir yolculuk yaptik.
Ilk saz çalisinizi hatirliyor musunuz?
Neden hatirlamayayim ki, ben adam degil miyim? Ilk sazi elime bir cemde teslim ettiler. Bes yasindaydim.
Dedeler, hemen anladilar; bu eli perdelere tam ulasamayan çocukta bir seyler oldugunu.
O zamanin ünlü pirlerinden Potik Ismail ve Eyüp Dede bana çok yardimci oldular, usulleri ögrettiler.
Daha 12 yasindayken yolunuz gurbete düstü, basiniza ne haller geldi?
Istanbul'a geldim. Akrabalarim vardi ama önce onlari bulamadim. Bir is hanina siginip çalismaya koyuldum. Mevsimlerden yazdi, bir kerevetin üstünde sabahliyordum. Her gece Allah'a "Bu gece üstüme yorgan örtecek misin?" diye sorardim. Sonra halami buldum. Hala kizi Saime Senan, Türk sanat müziginin meshur seslerindendi.
Çiftesaraylar Gazinosu'na Saime Hanim mi götürdü sizi?
Hayir halam götürdü ama önce halkevine gittim. Orada Necati Basaran Korosu'nda saz çalmaya koyuldum. Çiftesaraylar'a daha sonra gittim. Müzeyyen Senar ve Hamiyet Yüceses de orada çalisirdi. Halam bir gün beni Ankara'ya götürdü. Orada Muzaffer Sarisözen'le tanistik.
Ne dedi Muzaffer Hoca sizi dinleyince?
"Tamam, iste aradigim bu" dedi. O zamanlar Yurttan Sesler Korosu her cuma Muzaffer Sarisözen yönetiminde radyoda program yapardi. Ilk söyledigim 'Benden selam söyle o güzel saha' isimli bir deyisti.
1949'a kadar TRT'de Alevi deyislerinin çalinmasi yasakti. Deyisleri ilk kez radyoya sokan siz oldunuz. Bu nasil oldu?
Evet. Sarisözen uzun zamandir Alevi deyislerini radyoda çalmak için bir yol ariyormus. Hatta o dönemde, Haci Tasan çok ünlüydü. Sarisözen'e demis ki: "Ben de Aleviyim. Bu deyisleri bana niye okutmuyorsun?" Sarisözen, "Iste sorun da burada. Senin Alevi oldugun biliniyor. Bu çocuk da Alevi ama henüz 12 yasinda. Sana söyletsem 'Alevi-Sunni ayrimi yapiyorsun' diyecekler. Ama Ali Ekber için onlara 'Bakin ben 38 yasindaki Haci Tasan'a bozlak okutuyorum. Ama bu çocuk köyünde ne duyduysa onu ögrenmis. Biz de onu çaldiriyoruz' diyecegim." Bence Sarisözen, halk müziginin Atatürk'üdür.
Sizin eserlerinizi Türkiye'de her kesimden insan severek dinliyor.
Çünkü ben insan ayirimi yapmam. Sazimi aldigimda 7 milyar insanla yekvücut olurum.
30 yil önceydi. Eyüp Camii'nin imaminin benimle tanismak istedigini söylediler.
Baktim ki ümran görmüs, cehaleti yenmis, olmus bir adam, sevdim onu.
Beni evine çagirdi. Karisinin, kizlarinin basi kapali. O ulu imam bir raki koydu sofraya.
"Bu senin için Ali Baba" dedi. Ben yedim, içtim, söyledim. Ben rakiyla demlendim, onlar türküyle.
Ali Baba, hiç sansürle karsilastin mi?
Ah be can dostum; bu memlekette yasayip da o canavarla karsilasmamak mümkün mü?
Saniyorum 1969 senesi. Süleyman Demirel basbakan. Ben o siralarda sevilen bir türkü var onu okuyorum:
"Hüseyin'im yesil giyer eynine / Hiçbir hile getirmezdi göynüne / Kurdu kusu lütfeylemis kendine / Mülke de Süleyman ne güzel uymus..."
Basbakan yardimcisi radyoyu arayip "Süleyman'la ilgili kismi çikarin türküden" demis.
"Demirel ne zaman padisah oldu" dedim ve türküden bir kelime bile çikarilirsa çekip gidecegimi söyledim.
Çikarmadilar. Daha sonra ögrendim ki Demirel her sabah benim türkülerimi dinleyerek baslarmis güne.
Bana da, her bayramda kart atardi.
Bir de 12 Mart döneminde bir türkümden Ali'yi çikarmak istediler.
O türkü de söyle: "Ali'nin sirrina ereyim dersen / Bir mürsid-i kamil bulanlar gelsin / Gönül Kabe olmus hem beytullahtir / Ol bahr-i ummana dalanlar gelsin..."
Söylesenize Allah askina bu türküden Ali'yi çikarirsaniz geriye ne kalir...
"Neyzen Tevfik rakinin sulusunu severdi, insanin degil"
Neyzen, sadece ney üflemez çok güzel baglama da çalardi.
Ama teklifle sazi eline alan bir adam degildi. Atatürk'e bile çalmamis. Insanin demi gelmezse sazin da demi iyi olmaz derdi. Bir aksam Besiktas'ta meyhaneye gittik. Uzak masalardan birinde bir basçavus, iki polis oturmus. O kadar gürültülü konusuyorlardi ki sesi bizim masada bile çinliyordu. Kalkti yerinden Neyzen Baba, gitti o masaya oturdu. Adamlar ona da raki koydular. Garsonu çagirip rakisina su ekletti. Bir süre sonra o masadaki sesler alçaldi. Yanimiza geldi. "Siz de rakiyi sulu için. Ben rakinin sulusunu severim, insanin degil" dedi. Aslinda Neyzen sulu degil kuru içecekleri tercih ederdi. Herkes bu ayricaligini bilirdi. Devlet de yalniz ona serbest birakmisti...